cafe sepette

Bir süredir sık periyotlarla arkadaşım Zeynep’le buluşup Ankara’nın kafelerinin, restoranlarının altını üstüne getirmeye çalışıyoruz. Sohbetimiz de buluşur buluşmaz başlıyor. Adeta birbirimizin sözünü kesercesine birşeyler anlatıyoruz; laf söz hiç bitmiyor. Kelimelerimiz birikmiş. Yediklerimizin içtiklerimizin yorumlarını aralara serpiştirerek, yemek yemeye neredeyse zor zaman buluyoruz:) Ama tabi ki sohbetin de yemeklerin de hakkını veriyoruz, bizden kaçmaz.

Bu buluşmamızda ODTÜ-A4 kapısına çok yakın bir yerde bulunan Cafe Sepette’ye gittik. Öyle burnumuzun dibi de değil hani, özellikle gittik. Dışarıdan bakıldığında klasik salaş bir kafe görüntüsü karşıladı beni ne yalan söyleyeyim ama içeride durum bir hayli farklılaştı.

Atmosferi o kadar sıcak ki, gelişigüzel değil özenle dekore edilmiş bir kafe. Renkleri, havası insanın içini açıyor. Pek ısındım. Zaten konsept gayet özenli hazırlanmış, bir hikayesi var “Sepette”nin. Kırmızı başlıklı kızın sepetinde, kurdun aklını başından alan ne kadar yiyecek varsa “işte bu sepette” gibi bir konseptleri var. Cafe Sepette, kurt gibi acıkanların da mekanı bir nevi:)

cafe sepette menü

Her gün değişen ve ev yemeklerinden oluşan bir menüleri var. Onu da kara tahtalarına yazıyorlar:) Bunlar haricinde klasik olarak ana yemekler, sandviçler, salatalar gibi bölümlere ayrılmış menüleri. Biz, tulum peynirli cevizli erişte ve günün zeytinyağlısı olan zeytinyağlı kereviz söyledik. Çok yememeye gayret ettik, hakkımızı tatlıya saklamak için:) Zira Nuri Alço tatlısı, sepette çikolatalı rulo ve magnolia güzümüze çarpmıştı tatlılar kısmında. Bu arada Nuri Alço tatlısının içerisinde bir miktar viski oluyormuş, ismi oradan geliyormuş; sorduk, öğrendik.

Yemekten önce zeytinyağı ve muhammara ikram ediyorlar. Sunumları da çok sade ve sevimli açıkçası. Ekmekleri minik bir küfede getirdiler. İçerisinde bakkal ekmeği yerine daha bir ev yapımı tarzı ekmekler beklerdim. Malum, kırmızı başlıklı kızın annesinin yaptığı yemekler bunlar 🙂

muhammara

Erişte çok lezzetliydi, hakkını vermişler. Sanki erişteyi kendi mutfaklarında kesmişler, o kadar tadı vardı yani. Sormadım hani, belki öyledir. Kereviz de gayet başarılıydı. Kereviz yapraklarından da koymuşlar yemeğe, tadı tatlanmış 🙂

erişte-kereviz

Yemek sonrası tatlılar kısmına geçecektik ki menüdekileri maalesef bulamadık, tarçınlı kek ve supangle vardı sadece yanlış hatırlamıyorsam. Hevesimiz kursağımızda kalmış oldu. Ve fekat ortamın sıcaklığıydı, atmosferdi filan derken bi bu durumun pek üzerinde duramadık:) Sıcak bir havada bahçelerine de yapacağımız ziyarette tatlılarından tatmayı umut ederek ayrıldık.

Bu arada bir sonraki buluşmamızda direk tatlıya odaklanmaya karar verdik. Hedefe yönelik araştırmalarımız devam ediyor:) Hoşçakalın..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *